Damar Yazılar

Sen benim en güzel hislerimsin.

Unutulmak kadar acıdır bazen yaşamak.

Oksijeni bilmem ama kokun şart.

Zor günler, dostu düşmanı ayıklamak için var.

Özlemek denmez buna bunun adı yangın.

Kalemimin kurşunu bitmiş, öldüremiyorum seni.

Sen kokuyor yokluğunda içtiğim sigaralar.

Üzülmem mi sanıyorsun yürek ağlar gözden önce.

Gönül yorgun düştüğünde, yürek dilsiz kalır.

Seni içimde yaşatmak için neleri öldürdüm bir bilsen.

Mevla’m görelim neyler. Neylerse güzel eyler.

Sustuğum yerde sen varsın. Konuştuğum yerde özlemin…

Gönül almayı bilmeyene ömür emanet edilmez…

Masal kitabı gibisin, okuması güzel ama inanması çok zor.

Kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.

Ölürsem beni yârimin kalbine gömün. Mekânım cennet olsun.

Görmeden seni isteyen gönlüm, görünce nasıl dayansın.

Gözlerimin rengi standart ama bakışlarım adamına göre değişir.

Sonra geldin güldün papatya tarlası oldu çorak topraklar.

Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatandır. Unutma.

Verdiği umudu geri alan, aldığı ahı da güle güle kullansın.

Cinayet saati neredeydin diye sorarlarsa unutma ‘gidiyordum’ diyeceksin.

Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor.

En çok incittiğimiz kişilerin, aslında en sevdiklerimiz oluşu ne garip değil mi?

Giderken Allah’a emanet ol dedi! Güldüm, zaten başka kimim var ki?

Terkedilen çabuk büyür, hüzün kalana düşse de pişmanlık hep gidenin payına!

Size sıradan biriymiş gibi davranan hiç kimseyi sevmeyin. Oscar Wilde

Elimdeki resmin yerine kendin olsaydın. Olsaydın da benim yine derdim olsaydın.

Öyle sessizce öldüm ki defalarca, hiç bir zaman anlaşılmadı yokluğum.

İntihar köprüsü gibiyim bu günlerde, gözümden de, gönlümden de düşen düşene.

Neyin var? “sorusuna,” Sen yoksun! ” diyesim var. Bildiğin gibi değil.

Ekmeğime hoşçakal sürdün ya sen, ben şimdi ‘aşk’ karınla; sana, ne şiirler yazarım.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı.

Tanıdığımıza pişman olduklarımız çoğaldıkça, yeni tanışacaklarımızdan korkar olduk!

Biz gönlümüzde ne gemiler batırdık. Kıçı kırık bir sandalın lafı mı olur!

Yükle yalnızlığının bütün gri bulutlarını sırtıma. Vücudum yağmur sonrası toprak koksun.

Gözlerinin ‘kahve’sinden koy ömrüme, kırk yılın hatırına ‘sen’de kalayım.

Bazen diyorum ki; ne olacak söyle gitsin. Sonra diyorum; söyleyince ne olacak, sus bitsin!

Toprak gibi sessiz olduğum an bil ki, şimşek gibi gökte gürlüyor feryadım!

Bir kadın söyleyecek çok şeyi olduğu halde susuyorsa suskunluğu bazen sağır edici olabilir.

Gerçek şu ki; hayallerimizde ki insanların hayallerinde ki insanlar değiliz!

Dönülmez akşamın ufkundayım, vakit çok geç. Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç.

Zor mudur gözlere bakarken aşkı görmek? Yoksa sadece aşk mıdır gözlerdeki tek gerçek?

Simdi vur kendini. Unutulmuş bir şiirin son dizelerinde sonra yarım kalan bir şarkı ısmarla kendine. Bu kentte böyle ölünür.

Kolumuzu ısırarak yapardık saatleri; sanki o kadarcıkken zamanın canımızı yakacağını anlarmış gibi.

Ey gönüm bilmez misin gözler sebepsiz yaşarmaz, dudaklar sebepsiz kurumaz, gönülde bir dert olmadıkça kimsenin yüzü sararıp solmaz.

Sen beni okeydeki ortağın mı zannettin sevgili? “BİT” dediğinde biteyim, “DÖN” dediğinde döneyim!

Dalında son bir yaprak olmaktır yaşamak ve asi rüzgâra direnmektir. Fırtına koparken bile ağız dolusu gülebilmektir her şeye inat.

Biliyor musun şarkılara neden parça deniyor. İhtiyaç duyduğunda bazıları eksik bir yanını tamamlıyor.

Güzel bir gülü güzel bir geceyi güzel bir dostu herkes ister. Önemli olan gülü dikeniyle geceyi gizemiyle dostu tüm derdiyle sevebilmektir.

Dünyanın ne kadar küçük olduğunu, “Seni dünyalar kadar seviyorum” deyip de gidenlerden öğrendim.

Ne yormak istedim seni. Ne de yormak kendimi. Çok çalıştım gitmeye de kalmaya da. İkisi de aynı acı, ikisi de rezil. Daha öncede gitmiştim ama böyle kalarak değil böyle kalarak değil.

Ben düşüncelerimi diğer insanların fikrini değiştirecek diye paylaşmam. Ben düşüncelerimi benim gibi düşünen insanlarla yalnız olmadıklarını bilmeleri için paylaşırım.

Ey sevgili; heyben acıyla dolar da nefes alamazsan gel. Huzur bulacağın kıyılarım senindir. Umutların solar kurur da su bulamazsan beraber sulayalım, gözyaşlarım senindir. Kanadın kırılır da maviye uçamazsan, ne güne duruyor al, kanatlarım senindir. Çaresiz çilelere bir umut bulamazsan, kendime ettiğim dualarım senindir.

Sen benim bakışına hasret kaldığım sesine özlemle bağlandığımsın. Özlemim, hasretim, bakmaya doyamadığımsın. Bahtıma doğanımsın. Olmazsa olmazımsın. Nefretim, öfkem, kinim, sevincim, umudum, düşüm, rüyam, hayalim ama en çok ağlatan, en çok kanatansın. Sen tarifi imkânsızımsın.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir